Arama

Capoeira ve Zeybek: Sınırları Aşan Bir Direniş Hikayesi | İbrahim Avcı

3 hafta önce

Dans sadece eğlence midir? Brezilya’nın Capoeira’sından Ege’nin Zeybeğine; iki farklı kültürün özgürlük mücadelesini ve dansın direnişçi ruhunu inceledim.

Capoeira ve Zeybek: Sınırları Aşan Bir Direniş Hikayesi | İbrahim Avcı

 

Merhaba sevgili okuyucu,

Bugün seninle biraz zaman yolculuğuna çıkacağız, biraz da coğrafyalar arası mekik dokuyacağız. Ama merak etme, bilet alman gerekmiyor; bir kahve alıp arkana yaslanman yeterli. Blogumda genellikle teknik detaylara, tarihin tozlu sayfalarına dalarız ama bu sefer, yıllardır içinde olduğum, sahnede ter döktüğüm ve öğrencilerime öğretirken her seferinde tüylerimin diken diken olduğu bir konuya; dansın "görünmeyen" yüzüne odaklanmak istiyorum.

Çoğumuz halk oyunlarını düğünlerin neşesi veya festivallerin renkli bir parçası olarak görürüz, değil mi? Oysa ben, bir halk oyuncu olarak kameranın vizöründen veya sahne ışıklarının altından baktığımda bambaşka bir şey görüyorum. Tarih boyunca ezilenlerin, sesi kısılanların ve özgürlüğü elinden alınanların "beden diliyle yazdığı" en güçlü manifestodur dans.

Gelin, bugün sınırların ötesine geçelim. Sizi Brezilya’nın arka sokaklarından alıp, kendi toprağımıza, Ege’nin zeytinliklerine getireceğim. Bu yazıda, dansın sadece estetik bir figür değil, nasıl bir "kimlik mücadelesi" olduğuna ve iki farklı kıtanın isyankarlarının nasıl aynı dilde konuştuğuna şahitlik edeceğiz.

 

Dans Neden Bir Silahtır?

Hiç düşündünüz mü; bir insan neden dans eder? Mutluluktan mı? Evet. Peki ya öfkeden? Ya çaresizlikten?

Sosyolojik okumalarım ve araştırmalarım sırasında hep şu gerçekle yüzleştim: Baskı altındaki toplumlar, kendilerini ifade etmek için kelimelerden fazlasına ihtiyaç duyar. Kelimeler yasaklanabilir, kitaplar toplatılabilir, şarkılar susturulabilir. Ama beden? Bedenin hafızası silinemez.

Tarih boyunca egemen güçler; halkın silahlanmasını, örgütlenmesini yasaklamıştır. İşte tam bu noktada sanat, benim "tarihin en zeki kamuflajı" dediğim kimliğe bürünür. Bir ritüel veya oyun gibi görünen hareketler, aslında savaşçıların talimi, halkın moral kaynağı ve isyanın sessiz provasıdır.

Bu durumun dünya üzerindeki en büyüleyici iki örneği ise şüphesiz Brezilya'nın Capoeira'sı ve bizim Ege'nin gururu Zeybek'tir.

 

Özgürlüğün Ritmik Kamuflajı: Capoeira

 

Sizi 16. yüzyıla, Brezilya topraklarına götürmek istiyorum. Afrika’dan koparılıp getirilmiş, zincire vurulmuş, insanlık onuru ayaklar altına alınmış köleleri hayal edin. Ellerinde silah yok, özgürlük yok, umut ise pamuk ipliğine bağlı. Peki, bu insanlar eli silahlı efendilere karşı kendilerini nasıl savunacaktı?

Cevap, Brezilya topraklarında doğan melez bir sanatta gizliydi: Capoeira.

Ben Capoeira'yı ilk incelediğimde, onun sadece bir dövüş sanatı veya sadece bir dans olmadığını fark etmiştim. O, hayatta kalma sanatıdır. Köleler, fiziksel güçlerini korumak ve dövüş teknikleri çalışmak zorundaydı. Ancak bunu açıkça yaparlarsa cezası ölümdü. Onlar da muazzam bir zekâ örneği gösterdiler: Dövüşü, dansın içine sakladılar.

Uzaktan bakan bir efendi, kölelerin Berimbau denen o tek telli çalgı eşliğinde garip bir şekilde sallandığını, yere eğilip kalktığını sanıyordu. "Eğleniyorlar işte" deyip geçiyorlardı. Oysa o "dans", aslında ölümcül tekmelerin, ani kaçışların provasıydı. Capoeira'daki o meşhur "Ginga" (sallanma) hareketi, sadece ritim tutmak için değil, hedef şaşırtmak içindi. Yani, düşmana "ben buradayım ama aslında yokum" demenin bedensel haliydi.

 

Ege'nin Ağır Başlı İsyankarı: Zeybek

Şimdi rotamızı okyanusun ötesinden kendi evimize, Ege’ye çevirelim. Burada, kendi kültürümün, üzerinde yıllarca çalıştığım o muazzam mirasın, Zeybekliğin kapısını aralayalım.

Capoeira ne kadar akışkan ve gizliyse, Zeybek bir o kadar net ve meydan okuyucudur.

Osmanlı’nın son dönemlerinde, otorite boşluğunun ve haksızlıkların ayyuka çıktığı zamanlarda dağa çıkan Efe, halkın gözünde sadece bir eşkıya değildi; o, "devletin yetişemediği yerde adaleti sağlayan" bir baba figürüydü.

  • Kolların İki Yana Açılması: Bu hareket, bir kartalın gökyüzüne hakimiyeti gibidir. O kollar açıldığında Efe şunu der: "Bu dağlar, bu ovalar benden sorulur."
  • Dizin Yere Vurulması: Zeybek oynarken o dizin yere sertçe vurulması, toprağa "ben buradayım ve gitmiyorum" demektir.
  • Heybet ve Ağırlık: Zeybek, acele etmez. Neden etsin? Kendine güvenen, korkusu olmayan adam acele etmez. O ağırlık, sessiz bir meydan okumadır.

 

Benzerlikler ve Farklılıklar: İki Kıtadan Bir Karşılaştırma

Peki, bu iki kültürü; Brezilya’nın sıcak, nemli ormanlarından çıkan Capoeira ile Ege’nin sarp kayalıklarından inen Zeybek’i yan yana koyduğumda ne görüyorum?

1. Sosyal Statü ve "Eşkıyalık"

İlginçtir ki, tarih her iki grubun kaderini benzer yazmış. Hem ilk Capoeira ustaları hem de ilk Zeybekler, dönemin resmi otoriteleri tarafından "suçlu", "serseri" veya "baldırıçıplak" olarak yaftalanmıştır. Ancak her iki grup da kendi halkları tarafından kahramanlaştırılmış, türkülerde ve efsanelerde yaşatılmıştır.

2. Çemberin Gücü: "Roda" ve Meydan

Capoeira "Roda" denilen bir insan çemberi içinde yapılır. Zeybek de köy meydanlarında, halkın çevrelediği bir alanda icra edilir. Bu çemberler, aslında korunaklı bir alandır. "Biz biriz, dışarıdaki tehlikelere karşı sırt sırta verdik" mesajını taşır.

3. Kurnazlık vs. Mertlik

İşte en büyük fark burada yatıyor. Capoeira'nın temelinde Portekizce "Malícia" denilen bir kavram vardır; yani kurnazlık, kandırmaca. Rakibi şaşırtmak esastır. Zeybeklikte ise esas olan "Mertlik"tir. Efe şaşırtmaz, Efe saklanmaz. "Vuracaksan alnımdan vur" dercesine göğsü açıktır. Biri hayatta kalmak için gölge olmayı, diğeri ise dağ gibi durmayı seçmiştir.

 

Son Söz: Adımlar Değişir, Ruh Baki Kalır

Bugün modern dünyada Capoeira popüler bir spor, Zeybek ise düğünlerimizin en asil süsü, salon gösterilerinin vazgeçilmezi haline gelmiş olabilir. Artık ne Brezilya sokaklarında köle sahipleri var ne de Ege dağlarında zaptiyelerle çatışan Efeler...

Ancak bu dansların her adımında, her diz vuruşunda veya her taklasında, yüzyıllar öncesinin "özgürlük arayışı" saklıdır. Ben bu işe gönül ve emek vermiş bir kişi olarak, bu dansları icra ederken o ruhu hissetmeye ve hissettirmeye çalışıyorum.

Bir dahaki sefere bir Zeybek izlediğinizde veya Capoeira yapan birini gördüğünüzde, sadece estetik hareketlere odaklanmayın. O hareketlerin arkasındaki teri, kanı ve "yıkılmadım, ayaktayım" diyen o inatçı, asil insan ruhunu görmeye çalışın.

Çünkü dans etmek, bazen hayata karşı en güzel, en estetik direniştir.

Sağlıcakla kalın, sanatla kalın.

Saygılarımla,

İbrahim AVCI

Etiketler : Zeybek Capoeira Halk Oyunları Direniş Dansları Efe Kültürü Dans Sosyolojisi Kültür Sanat Brezilya ve Anadolu Kültürü Zeybek Tarihi
İbrahim Avcı
İbrahim Avcı

12 yıldır içerisinde bulunduğum sektördeki hizmet verdiğim ana konular; Marka Yönetimi, Pazarlama, Reklamcılık, Dijital Medya ve Dijital Dönüşüm'dür. Sektörde değişim arzulayan ve hizmet almak isteyen firmalar ve girişimler benimle irtibata geçebilirler.

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Yorumlar